DOLAR 30,9859 -0.07%
EURO 33,6742 0.27%
ALTIN 2.018,960,06
BITCOIN 1579477-0,35%
İstanbul
10°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Hülya YILMAZ

Hülya YILMAZ

16 Şubat 2024 Cuma

ALPAGUT TURAN FEDARASYONUNDAN BÜYÜK ATILIM

ALPAGUT TURAN FEDARASYONUNDAN BÜYÜK ATILIM

16.Şubat.2024 21:10, I Güncelleme:16 Şubat 2024 21:11

16.02.2024 21:10, I Güncelleme:16 Şubat 2024 21:11

Türkiye de de faaliyet gösteren Alpagut turan dövüş sanatlarının bağlı olduğu
Dünya Alpagut Federasyonu, Dünya SporFederasyonları Genel Birliği tarafından tanındı ve resmi üyeliğe kabul edildi.
14.02.2024 tarihinde Dünya Spor Federasyonları Genel Birliği (GAWSF), Dünya Alpagut Federasyonu’nu (WAF) resmi üye olarak kabul etti. GAWSF yönetimi bu konuyla ilgili olarak Dünya Alpagut Federasyonu Başkanı Milletvekili Jala Ahmadova’ya bir mektup göndererek onaylı üyelik sertifikasını gönderdi.
Dünya Spor Federasyonları Genel Birliği (GAWSF), çok sayıda uluslararası, kıtasal ve ulusal spor federasyonu ve organizasyonunun şemsiye kuruluşu olarak hizmet veren, kar amacı gütmeyen uluslararası bir spor organizasyonudur. 20 Kasım 2014 tarihinde Macau’da tüzel kişiliğe sahip uluslararası bir kuruluş olarak kurulmuş ve SportAccord’dan onay almıştır. GAISF’in Kasım 2022’de kapatnmasının ardından GAWSF, GAISF’in amaç ve hedeflerini takip etme ve Dünya sporunun gelişimine hizmet etme ve katkıda bulunma konusunda daha ciddi bir organizasyon haline geldi.
GAWSF’nin 370’den fazla uluslararası, kıtasal ve ulusal üye federasyonu bulunmaktadır ve GAWSF’nin ortağı olan birçok uluslararası kuruluşla işbirliği anlaşmaları bulunmaktadır. GAWSF’nin temel amacı spor ve beden eğitimi faaliyetlerini, spor endüstrisini ve spor eğitimini küresel olarak teşvik etmek ve geliştirmektir.
Not: Dünya Alpagut Federasyonu (WAF olarak kısaltılır), Alpagut dövüş sanatını tanıtmak ve diğer ülkelerdeki #Alpagut kulüplerini ve federasyonlarını yönetmek amacıyla kurulmuş, kar amacı gütmeyen ve sivil toplum kuruluşu olan uluslararası bir spor organizasyonudur. 12 Şubat 2014 tarihinde 434162041 numarası ile tescil edilerek faaliyete geçmiştir.


Federasyon Alpagut sporunu aşağıda belirtilen uluslararası spor organizasyonları,
Uluslararası Spor Bilimi ve Beden Eğitimi Konseyi (ICSSPE), Uluslararası Herkes İçin Spor Derneği (TAFISA), Uluslararası Fair Play Komitesi (FairPlay), Uluslararası Spor Ağı Organizasyonu (ISNO), Uluslararası Dövüş Oyunları Komitesi (IMGC)tarafından resmi olarak tanıtıldı. Ayrıca, Dünya Alpagut Federasyonu Uluslararası Standart Ad Belirleyici (ISNI) kuruluşuna kayıtlıdır.

Devamını Oku

YILMADAN MUTLULUK PEŞİNDE

YILMADAN MUTLULUK PEŞİNDE

9.Şubat.2024 22:11, I Güncelleme:9 Şubat 2024 22:11

9.02.2024 22:11, I Güncelleme:9 Şubat 2024 22:11

Mutluluk hayatımız boyunca bizim besleyip yeşerttiğimiz bir duygudur. Bunu başkaları bize hediye etmez biz kendimizi yücelterek ona ulaşabiliriz mutluluk hayatından an’dan razı olabilmek halidir şu anı kabul edip bir sonrakini bir nevi inşaa etmektir ya da kendi fıtratına uygun yaşayabilmektir.

MUTLULUK Bir beklentinin karşılanma anı mutlu olma anıdır. Bir nevide bizim beklentilerimizle alakalıdır. İnsanların en büyük yanılgısı galiba anda kalabilmeyi başaramamasıdır çünkü gelecekte yaşayabileceğimiz olaylar Bazen bizim elimizde olmayan şeylerdir onun için anda kalma anı gözlemleyebilme ve karşılayabilmek bizi daha dengeli tutar. Demem o ki olanla beklentilerin örtüşmesi bizi mutluluğa götürür. Biyolojik anlamda mutlulukta beynin salgıladığı hormonlarla alakalıdır. Beyin mutlu olduğu anda bir çok hormon salgılar ve bunlardan en önemlileri Dopamin, Oksitosin ve Endorfindir. Bunlardan bir tanesini örnek verecek olursak, vücudu hareket ederek salgılanan hormon endorfindir. Hareket eder, spor yaparsak salgılanır ve bizi mutlu eder. Bazen de mutluluk yanısıra bizi üzen yıpratan bir sürü şey vardır. Bunların yokluğunda da biz mutlu oluruz acının hüznün olmadığı bir dünyada asıl mutluluk değil midir? Biz belki de mutluluğun tanımını bir türlü oturtamadık. Bazen mutluluk haz ile karıştırılır, hazzın bir süresi vardır bittiğinde biz mutsuz oluruz. Başı ağrıyan bir insan başı ağrımayanı mutlu zanneder. Mutluluğunda sürdürebilirler olması lazım ve beklentilerin karşılanma anı mutlu olmalıdır. Bu durum Bizim beklentilerimizle alakalıdır onunla beklentilerin örtüşmesi mutlulukla sonlandırılır.

Eskiden insanlar mutluluğu talih olarak görürlerdi şimdi de kendilerinin yarattığı bir olay olduğunu gördü ve fark etti. Hiçbir şey yokken mutluysan, an’a dönersen mutlu olmak çok basit çünkü, unutmayalım yüceler yücesi ALLAH’ın hepimize bahşettiği hayatta kalmamız için çalışan bir kalbimiz, nefes almak için ciğerlerimiz, yememiz için ağzımız, ve görmemiz için gözümüz var mutlu olmamız için bir sürü nedenimiz var, zihnimizle kurduğumuz dünyanın ya mahkumu ya da Özgür kuşuyuz. Kendi yaşamamıza uyanık olmamız lazım ve en büyük mutluluk galiba kişinin kendi peşinden koşmasıdır. Mutlu olmak istiyorsan anı yakala, anı kaçırma kaderini sev. Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir ve paradoks olarak insan negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir. ‎

Zaman gelip geçer ve şu an için bildiğimiz kadarıyla geri gelmez. Öyleyse hiç bir şekilde geri dönüşü olmayan zamanı doğru kullanmak mutlu ve huzurlu olmak çoğunlukla elimizde. Elbette elimizde olmayan mutsuzluklarımız da olabilir lakin bizim için iyi ve doğru olan hayatımızın tüm zamanlarını elimizden geldiğince güzel akılcı mantıklı ve doğru geçirmeye çalışmak olmalı, çünkü şimdiki zamanda yaptıklarımız, yaşadıklarımız hem şimdiyi hem geleceğimizi bağlar. O zaman hem bugünümüzü, hem geleceğimizi mutlu ve huzurlu geçirmek için en başta sağlıklı düşünmek yoluyla elimizde her neler varsa onların kıymetini bilerek pozitif olmaya gayret ederek, çalışarak doğru yollarda, doğru insanlarla yürümeyi tercih ederek, eksiklerimizi tamamlamaya, hatalarımızı düzeltmeye çalışarak hem bugünlerimizi hem geleceğimizi mutlu, huzurlu, itibarlı bir şekilde yaşayalım ve en önemlisi hatalarımızda, olumsuzluklarda pes etmeyelim. Düşersek kalkalım dersler alıp hayata küsmeden kendimizi kolay olanı seçip mutsuzluğa, umutsuzluğa bırakmadan yeniden Mutlu Huzurlu ve Başarılı olmak için derhal harekete geçelim ve bu dünyaya öylesine bir yaşam sürmek için gelmediğimizi sahipsiz olmadığımızı yaratan yüceler yücesi ALLAH’ın bize, bizden daha yakın olduğunu ve onun merhametinin büyüklüğünü unutmadan, ondan asla uzaklaşmadan, ondan ne dileğimiz varsa hayırlısıyla ve usulüne göre isteyerek ona Şükretmeyi ihmal etmeyerek, yürekten uyguladığımızda ve belirttiğim gibi çalışarak yaşadığımızda Mutluluk huzur başarı bizimle olacaktır. ‎

Devamını Oku

GELECEK KAYGISI

GELECEK KAYGISI

9.Ocak.2024 17:15, I Güncelleme:9 Ocak 2024 17:15

9.01.2024 17:15, I Güncelleme:9 Ocak 2024 17:15

Gelecek kaygısı, istisnasız hepimizin en kapsamlı korkularından biridir. Hayat içinde en büyük mücadeleyi, en büyük savaşı hep bunu sağlamak adına yapmıyor muyuz?

Kendimize, eşimize, çocuğumuza daha rahat bir yaşam bırakabilmek adına sürekli bir mücadele içindeyiz. Hepimiz belirsizliğin tam da ortasında yaşadığımızı biliyoruz, hele de bu dönemde bu uygarlıkta. Korku nesnesi belli olan bir reaksiyondur. Şöyle ki, kişiye yaklaşmakta olan bir tehlike ile örneklendirecek olursak; bir köpeğin yanınıza gelmesi sizi korkutur, ürkütür ya da gelecekte başınıza gelecek olan bir tehlikenin belli işaretleri vardır. Bu tehlikeden korkmak gayet normaldir. Endişe ise nesnesi belli olmayan korkuya verdiğimiz isimdir.

Örneğin; bir şeyden korkuyorsunuz ama ne olduğunu bilmiyorsunuz bir şey orada duruyor o şeyin olup olmama ihtimali her zaman mevcutsa içinde kaygı barındırır ve korku bizi koruma amaçlı bir reaksiyondur.

Baş edemediğimiz bir tehlike ile baş etmek için buna farklı çözüm yolları bulabilelim gerekiyorsa oradan kalkıp gidelim ya da savaşalım diye bize yüklenen en güçlü hormonlardır. Korku, abartmamak şartı ile çözüm yolu bulmak için bize bahsedilmiş doğuştan gelen bir reaksiyondur. Kısacası nesnesi bellidir peki biz bu duyguları nasıl hissediyoruz? Temelde bu duygular niye bize verildi?

Biz bu duyguları nasıl yönetebiliriz asıl önemli olan bunları anlamaktır. İnsanların belli bir ölçüde korku ve endişe taşıması dengede olduğu müddetçe insanın faydasınadır, böylelikle kendini bazı olumsuzluklardan korur ve kollar. Düşünsenize hiçbir endişesi ve korkusu olmayan insan ne hayatla mücadele eder ne kendisiyle. Fakat bu iki duygunun çok fazla olması da bizi zamanla hasta eder ve olumsuzluklarla karşılaşırız. Kaygı duymamak için öncelikle bir hedef belirlememiz gerekir ve Yücelerin Yücesi YARADANA sığınarak ondan yardım isteyerek o hedeflerimize elimizden gelen gayretleri göstererek kavuşmaya çalışmalıyız. Çünkü biz gayret etmek için niyet etmişizdir.

Niyeti olan bir insanın hiçbir zaman kaygısı olmaz. Kendinizi ne kadar yeterli hissederseniz o kadar endişeniz yok olur ve endişeniz yok olursa korkularınız da yok olur. Yani kısacası ne yapacağınıza karar verirseniz nasıl tarafını halletmiş olursunuz. Şahsen Hayatımla ilgili Bildiğim ve Hissettiğim bir konu var ki;

“Kader Gayrete Hayrandır.”

Devamını Oku

AKIL MI? ZEKA MI?

AKIL MI? ZEKA MI?

30.Aralık.2023 21:28, I Güncelleme:30 Aralık 2023 21:29

30.12.2023 21:28, I Güncelleme:30 Aralık 2023 21:29

Selamlar, saygılar kıymetli okuyucularım.

Hepimizin hayatında en azından bir kez aklımızdan geçirdiği bir soruyla karşı karşıya kaldığı bir sorudur Akıl ‘mı? Zekâ mı? Sorusu. Akıl ve zekâ aynı şey mi? Bazen birini çok zeki buluruz bazen de birini çok akıllı. Akıl bazen arabalardaki vites gibi manuel, zekâda otomatik vites gibidir. Aklımız sayesinde önümüze çıkan olayları, şansları kendi lehimize dönüştürüp bunlardan fırsatlar doğurabiliriz. Zeki insanlar analitik düşünme yeteneğine sahiptir, adaptasyon yeteneği sayesinde hayata uyumu daha iyi yakalarlar. Bir alanda zeki olmak, başarılı olmak, zeki olmakla asla eşdeğer değildir, bu yüzden zekâyı başarıyla değerlendirmek hata olur. İnsanlar aklı sayesinde karar verip düşünebilirler ve kendilerini yönetebilirler. Zeki insan kendi ile beraber çevresini ve zamanı yönetir, akıllı bir insan ise doğruyu, yanlışı, yalanı ve gerçeği ayırt etme gücüne sahiptir. Zekâ, etik bir anlam taşımaz, zekâ beynin algılama hızıdır, zekâ daha teknik, akıl ise bu tekniğin uygulama boyutudur. Bunu basit bir örnekle açıklarsak, bazı anneler çocuklarına kızdıklarında benim çocuğum zeki ama aklını bir türlü kullanamıyor der. Bu söz bahsettiğimiz iki kavramı açıklamadaki en güzel örneklerdendir herhalde. Zekâ 20’li yaşlara kadar gelişir, akıl ise öyle değil ölene kadar gelişmeye açıktır. Akıl yönetmeyi ifade eden, zekâ ise bizi ileriye taşıyan kavramlardır. Zekâyı dizginleyen güçtür, aklı şöyle bir düşünecek olursak insan zekâsı ile atom bombası üretebilir ve ileride ölümüne sebep olacağını akıl edemeyebilir. Akıl insanın icat edebilecek zekâsı olsun olmasın, buna girişmez. Zekâ kısacası beynin algılama hızıdır, akıl ise yönetme hızı. Akıl kitaplardan, okullardan öğreneceğimiz bir kavram değildir. Zekânın sınırları vardır, aklın ise yoktur ve insan akıl ile yaşamı yönetebilir.

Akıl ile zekâyı Tasavvufi boyutta ele alırsak, bilgiyi tatbik etmek akıl ile olur derler. Örneğin; Kutsal kitabımız “Akdetmediniz mi?” der. Zekânın çoğu şeytandadır, şeytani bilgiler deriz ya bu bilgiler akıldan yoksundur esasında. Bilgiyi kullanmazsak işe yaramaz, akıl ise tatbik işidir, öğrenilen bilgiyi aklın ile yönetirsen en güzel sonuca eren de sen olursun. İnsan olarak aklımızı ve zekamızı tüm evrene, insanlığa faydalı, başkaları içinde empati yapabileceğimiz, vicdani, doğru, iyi ve güzel işlerde Kullanacağımız; daha adil, doğru, düzgün, kaliteli, sevgi ve saygı dolu güzel bir dünyada yaşayarak. Hepimizin iyilik, doğruluk, vicdan vb. konularda sadece laf değil icraat ürettiği, iyilikte, doğrulukta yarıştığı evrende, insanca yaşamamız dileğiyle…

Devamını Oku