DOLAR 32,2053 -0.22%
EURO 35,1156 -0.22%
ALTIN 2.498,171,32
BITCOIN 2157883-0,06%
İstanbul
20°

KAPALI

03:53

İMSAK'A KALAN SÜRE

“Her Şey Bununla Başladı”
34 okunma

“Her Şey Bununla Başladı”

8.Nisan.2024 12:04, I Güncelleme:8 Nisan 2024 12:04

“Her Şey Bununla Başladı”

Yayınlama:8.04.2024 12:04,

Güncelleme:8 Nisan 2024 12:04

“Kızlar bu Merve’nin kefeni. Kızlar, her şey bununla başladı. Şimdi her şey burada bununla bitecek.”

Türkiye’de 2024 yılı başından 8 Mart’a kadar 72 kadın öldürüldü. 27 Şubat’ta ise bir rekor yaşandı; aynı gün yedi kadının birden öldürülmesiyle, bir günde bilinen en yüksek sayıda kadın cinayeti yaşanmış oldu.

6 Mart’ta ise Mersin Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğünde görevli 41 yaşındaki polis memuru Mustafa Yıldır, bir yıl önce boşandığı eşi Mervegül Bayer’i kafasına ateş açarak öldürdü. Merve’nin cenazesini kadınlar taşırken, Mervegül Bayer’in annesi Hatice Kurt, kızının gelinliğini yakarak yaşanan bu trajik olaya tepki gösterdi. Ağlayarak ve alkışlar eşliğinde konuşan anne Hatice Kurt, “Her şey bununla başladı.” diyerek gelinliği ateşe verdi. “Kızlar bu Merve’nin kefeni. Kızlar, her şey bununla başladı. Şimdi her şey burada bununla bitecek. Ben bunu niye yapıyorum. Hepinize ders olsun. Hatice teyze gelinliği niye yaktı, diye 40 kere düşüneceksiniz. Evlenirken 20 kere 30 kere düşünün. Kimse kendine eziyet ettirmesin. Evli olsanız bile kendinize eziyet ettirmeyin, yardım isteyin. Bu mesaj Merve’den geldi. ‘Gelinliğimi ortaya koy, arkadaşlarımı topla, çatır çatır yak’ dedi. ‘Her şey onunla başladı’ dedi. Bu gelinlik size mesaj olsun. Kötü, iyi olmaz, bir insan değişmez; bunu unutmayın. Sizin için yakıyorum bunu sizin için. Merve sana hayır getirmedi. Şimdi Merve bizi seyrediyor.” dedi.

Bir annenin bu sözleri, dinci faşizm tarafından sürekli olarak kutsanan ailenin neden kutsal değil de yok edilmesi gereken bir kurum olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Kadını yok sayan, ev içerisinde köleleştiren ailenin kutsanması gericilikten başka bir şey değildir. Bugün iktidar, kadınları aile içine hapsederek onların mücadelesini bitirebileceği düşüncesi ile bu gerici politikalarını her yerde tartışmaya açmakta, bulduğu her fırsatta kadınlara saldırmaktadır. Bırakalım kadına yönelik saldırılara karşı durmayı bu saldırıları teşvik edici kararlar almakta ve teşvik etmektedir. Sık sık dile getirdikleri üç çocuk politikası, ailenin güçlendirilmesi politikası vb. kadının köleliğini pekiştirmenin ve özgürlük mücadelesinin önüne geçmenin planlı bir yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Devlet eliyle bilinçli uygulanan bu politikalar sonucu büyük hayallerle kurduğumuz aileler mezarımıza, o “güzel gelinliğimiz” ise kefene dönüşüyor. Kendimizi en güvende hissedeceğimiz alan olarak gördüğümüz, çocukluktan bu yana hayallerini kurduğumuz aile kurumu bizlere mutluluktan başka her şeyi getiriyor.

Ailenin içerisinde şiddet, ölüm, emek sömürüsü, kadının ezilmişliği kendisini başrolde var ediyor.

Aile ve buna bağlı olarak kadın sorunu, sınıflı toplumlarla ortaya çıkan ve sınıflı toplumları ortadan kaldırmadan çözülemeyecek bir sorun olarak önümüzde duruyor. Kapitalist toplumda, aile kurumunun bir diğer rolü emeğin yeniden üretimindeki işlevi olarak karşımıza çıkar.

Ev işinin, yaşlı ve çocuk bakımının özel bir hizmet haline gelmesi, tüm bu işlerin toplumun kolektif işi olmaktan çıkması, bu işlerin kadının üzerine kalmasına ve ailenin bütün yükünün kadının sırtına yüklenmesine sebep olmuştur. Erkek ise işe giderek para kazanmakla iyi bir eş ve iyi bir baba olabilmektedir. Ancak günümüzde, sadece erkek evin geçimini sağlayamaz olmuş, doğallığında kadın da evden çıkıp iş yaşamının doğal bir parçası halini almıştır. Ama bu kadının sırtındaki yükü erkekle paylaşmasını getirmek bir yana daha da arttırmıştır. Kadın iş yaşamının yanında çocuk ve yaşlı bakımından da sorumlu, aynı zamanda evin hizmetçisi konumundadır. Ve ihtiyaç halinde iş yaşamından feragat edecek ilk kişi de kadın olacaktır.

İçinde yaşadığımız sınıflı toplum yapısı kendi varlığını sürdürmek için sınıflara ve kadının köleliğinin sürdürülmesine her zaman ihtiyaç duyacaktır. Bu nedenle de ne aile içindeki emek sömürüsüne, ne de kadına yönelik şiddete ve artan kadın cinayetlerine bir çözüm arayacaktır. Bu nedenle emeğimizin ve bedenimizin sömürülmesine, bizi aile içine kapatarak varlığını sürdüren kapitalizme karşı savaşmadan, bu sistemi değiştirmeyi önümüze koymadan ne kadın cinayetleri son bulacak ne de emek sömürüsü. Kadınlar açısından gerçek özgürlük, başkaldırıda ve yeni bir toplumun inşasında var olacaktır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r