DOLAR 31,3677 0.42%
EURO 34,0595 0.51%
ALTIN 2.101,432,38
BITCOIN %
İstanbul

KAPALI

13:21

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Gezi Notları: ADIYAMAN NEMRUT DAĞI
307 okunma

Gezi Notları: ADIYAMAN NEMRUT DAĞI

28.Ocak.2024 21:49, I Güncelleme:28 Ocak 2024 21:49

Gezi Notları: ADIYAMAN NEMRUT DAĞI

Yayınlama:28.01.2024 21:49,

Güncelleme:28 Ocak 2024 21:49

Bu gün Adıyaman’dayız. Tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Nemrut Dağı’nda, dev ve gizemli heykeller arasında gün doğumu izliyoruz. Büyük bir uygarlığın, büyük bir hazinesi yatıyor burada. Kommagene adını sadece çiğköfte markası olarak bilen büyük bir çoğunluk yaşıyor bu ülkede. Tarih dolu topraklarımızda, tarihi hiç merak etmeyen, ilgilenmeyen, anlamayan büyük bir kesim var. Tarih ile koyun koyuna yaşayan ama onun hakkında bir şey bilmeyen insanları kötü evlilikle deki karı-kocalara benzetiyorum. Yıllarca koyun koyuna yatıp kişiliğini, duygusal dünyasını, alışkanlık ve zevklerini tanımayan kötü eşler gibiyiz.

Tarihten kalma bir abideye taş muamelesi yapıp adını kazıyanlar…Tarihi kalıntıları çöplüğe çevirenler… Elimizdekilerin kıymetini hiç bilemedik ezelden beri. Çünkü okumuyoruz, seyahat etmiyoruz, merak etmiyoruz ya da başka gailelerden bunları hayatımıza sokamamışız.

Cumhuriyetten önce, birçoğu yabancı arkeologlar tarafından yurt dışına çıkarılmış, kimileri padişahlar tarafından armağan edilmiş. Taşınabilir birçok tarihi eser yağmalanmış… Ne yazık ki. Şimdilerde devlet sit alanı ilan edip koruma altına aldı. Turizm amaçlı da olsa tarihi mirasa, antik kentlere daha bilinçli sahip çıkılıyor. İnsanlar sosyal medyadan özendiği için belki eskisinden daha çok ziyaret ediyor böyle yerleri. Tarihi şehir kalıntılarını, yapıları ve köprüleri daha çok merak ediyor, geziyor ve değer veriyorlar. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine alınan, geçmişi iki bin yıl öncesine dayanan bir güzellik. Nemrut Dağı Milli Parkı, il merkezine 87 km, Kahta ilçesine 43 km uzaklıktadır. Ulaşım Karadut Köyü’ne kadar asfalt, daha sonrası kilitli parke taşı kaplı yoldan, özel aracınız ya da tur araçları ile yapılmaktadır.

Milli parkın girişine, tesislere geldiğinizde aracınızı park edip, tesisin servis araçlarına binmek durumundasınız. Yaz mevsiminde bile gelseniz yanınıza mont, su, hatta battaniye almayı ihmal etmeyin ve servise binmeden bunları yanınıza alın, arabada bırakmayın. Tuvalete gitmeyi de unutmayın. Biz koştur koştur geldik, koşturmadan gelirseniz tesiste biraz dinlenin hatta. Vücudunuz yukarıdaki hava basıncına alışsın. Yine de bir şekilde malzemesiz geldiyseniz tesiste battaniye dahil her şey var ama pahalı.

Servisle 5-6 dakikalık bir yolu çıktık. Rakım yaklaşık 1500’lerde falan. Yani 500-600 metre daha yürüyerek tırmanılacak bir yolunuz kalıyor. Bu nedenle ayağınızda rahat ve kapalı bir yürüyüş ayakkabısı olsun. Biz sabah geldiğimiz için, doğrudan doğu terasının olduğu tarafı tırmandık. Batı terasının yolunun daha düzgün ve az eğimli olduğu söyleniyor. Nereden çıkarsanız çıkın sonuçta iki teras, yukarıda birbirine bağlanıyor.

Adıyaman’ın Kahta İlçesi sınırlarında yer alan 2 bin 150 metre yüksekliğindeki Nemrut, Kommagene Kralı 1. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezar ve anıtsal heykellerden oluşuyor. Helenistik dönemim en görkemli kalıntıları olarak kabul ediliyor.

M.S 72 yılında Roma’ya karşı yapılan savaşın kaybedilmesi ile tarih sahnesinden silinen Kommagene Krallığı, neredeyse 2 bin yıl yalnızlığa terkedilir. 1881 yılında yöreyi gezen Alman Mühendis Karl Sester heykellere rastlar. Konsolosluğa haber verirken onların Asur harabeleri olduğunu düşünürler. Ne zaman ki Grekçe yazılmış 1. Antiochos’un ağzından kaleme alındığı kesinleşen tabletin sırrı çözülür, o zaman buranın Komaggane Krallığına ait olduğu anlaşılır. Kralın yasalarının da yer aldığı tableti çözen bilim insanı Otto Punchstein, tableti çözdükçe Arsameia, Samsat ve Fırat Havzasında da çalışmalar yapar. Bazı eserler müzeye taşınırken bazıları olduğu yerde bırakılır. Buranın bir başka özelliği de gün doğumu ve batımının özel bir görsel şölen sunması. Biz doğu gezimizi planlarken kimi yerde çadırda kaldık, kimi zaman yolculuğu geceye denk getirerek gezdik. Genel de üçüncü gün bir oteli tercih ettik böylece banyo yapıp dinlenme fırsatı bulduk. Bu şekilde gezimiz çok ekonomik oldu. Nemrut’a da gece yolculuğu yaparak geldiğimiz için gün doğumunu tercih ettik.


Bu arada müze kart burada geçerli, 18 yaş altına ücretsiz. Servis ve giriş için 240 lira (Ağustos 2023 de gelmiş zamlı hali bu yoksa daha önce 100 liraydı) ödüyorsunuz. Nemrut Dağı ziyareti sabah 04.00 da başlayıp akşam 20.00’da sona eriyor. Bu uygulama nisandan kasım sonuna yapılıyor, aralık başı ve mart sonuna kadar ziyarete kapalı.

Tepeye ulaştığımda fotoğraflarında gördüğüm dev heykellerin tahminimden daha büyüleyici, görkemli olduğunu gördüm. Doğrusu tüm koşuşturmalara değmişti. İlkokul yıllarımdan bu yana hayalini kurduğum, çok uzak bir ihtimal gibi görünen seyahati gerçekleştirmiştim. Mucize gibi bir yer. Büyülü, sıra dışı, çağlar ötesi.

Bu anıtsal heykeller 8-10 metre yüksekliğe sahip, kireçtaşı bloklarından yapılmış. Mısır Piramitleri gibi bunların da nasıl yapıldığının gizemi çözülememiş hala. Birçok arkeolog kireçtaşı bloklarının orada bulunduğu ve yerinde şekillendirildiği konusunda hem fikirmiş.
Doğu-batı-kuzey tersaları yer alıyor ve tanrı-tanrıça heykellerinin yanı sıra aslan ve kartal heykelleri de bulunuyor. Gökyüzünün koruyucusu kartal, yer yüzünün koruyucusu aslan dışında; Zeus, Apollo, Fortuna, Herakles gibi tanrı-tanrıça heykelleri, doğu terasında güneşin doğuşunu, batı terasında güneşin batışını selamlar konumda yer almaktadırlar.

Güneşin doğuşunu izleyip, terasları gezip, fotoğraf çektirdikten sonra araçlarımıza geri dönmeden önce, bir grubu gezdiren rehberin sözlerine kulak misafiri olmuştum. Amerikalı bir arkeologtan söz ediyordu. Buraya 31 yıl emek vermiş, 84 yaşında hiç evlenmeden ölmüş bir kadından. Neden evlenmediği sorulduğunda ben Nemrut ile evliyim dermiş. !901 de doğup, 1985’de ölen bu arkeolog kadının külleri vasiyeti üzerine Nemrut’a atılmış. Kale yakınında bir çay bahçesinde kahvemizi içerken, doğma büyüme buralı olan kahvenin sahibi, bu romantik söylemlerin tam tersi bir duygu haliyle söz etti arkeologtan. “Burayı sömürdü, sevdiğinden değil çıkarından buradaydı. Götürebildiğini götürdü.” diyerek ekledi, “tümülüsü de açtılar ama orada buldukları bir tablette, burayı açan ve içindekileri çıkaran kişilerin lanetleneceği yazıyormuş. Göze alamadılar ve kapattılar yeniden.”

Doğrusu çok ilginçti söyledikleri. Merak edip Googledan araştırdım. Theresa Goell isimli kadın, kralın mezarını bulmaya adamış kendini. 1953’te katılmış kazılara. İngilizce, Almanca, Fransızca bilen Goell, tercüman kullanmamış ve Türkçeyi de öğrenmiş. Yöre halkı ona dağın kraliçesi adını takmış ve çok severlermiş diye yazıyordu. Artık ne yaşandı, gerçek nedir bilemiyorum.

Biz arabaya bindikten sonra uzun yol dedikleri taraftan inişe geçtik. Çünkü asıl görülmesi gereken yerler buradaydı. (Buraya kısa ve uzun yol denilen iki taraftan çıkılıyor). 750 metre sonra Karakuş Tümülüsü’nü görebilirsiniz. Kadınlara ait bir anıt mezarmış burası ama tepesindeki kartal heykeli nedeniyle yöre halkı bu adı takmış.

Yine yol üzerinde Kral 1. Antiochus ile tanrının tokalaştıkları kabartma ve derin tünellerin bulunduğu bir alanda durduk. Sıcak artık kendini hissettirdiği için kıyafetlerimizi değiştirdik. Tepeden şehrin görüntüsü ve manzara seyre değer. Sabah yogamı da bu manzaraya karşı yaptım.

Köye indiğimizde konaklama hizmeti de veren bir yerde kahvaltı yaptık. Tüm gece sırayla araba kullanmış ve koştura koştura güneşin doğuşuna yetişmiştik. Yorgunluk, tokluk ve sıcak ile gelen güzel bir uyku çektik yemek yediğimiz çardakta.

Kale o gün kapalı olduğu için gezemedik. Hemen yanı başında ki köy kahvesinin bahçesinde kahve içip sohbet ettik, Alman arkeoloğun dedikodusunu dinledik.
Nemrut Dağı Milli Parkı içinde görülecek yerlerden biri de Cendere Köprüsü. Cendere Çayı üzerinde yer alan köprü, Roma İmparatoru Septimius Severus’un tarafından M.S 193-211 yıllarında yaptırılmış.

Bu nedenle Roma Köprüsü ya da Septimus Severus Köprüsü de denilmekte. 7 metre genişliğinde, 30 metre yüksekliğinde ve 120 metre uzunluğundaki köprü Roma mimarisinin muhteşem ve anıtsal bir örneği. Köprü hiç harç kullanılmadan yapılmış.

Her iki tarafta hafif bir rampa ile yükselerek ortada birleşiyor. İki yakasında da imparatorun ailesini simgeleyen ikişer sütun yer alıyor.

Altından geçen çayın kenarı piknik yapan, gezen ya da arabasını yıkayan insanlarla dolu. Çay bahçeleri de var etrafta. Birer çay içip, dinlendikten sonra başka bir güzelliğe doğru, aklımda deli sorularla sürüdük arabamızı. Zamanının oldukça görkemli, bilgi birikimine sahip, doğu ile batının sentezi bu imparatorluk nasıl olup da 30 liralık dürüme indirgenmişti.

Fatma ÇİÇEK

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r