DOLAR 32,2191 0.1%
EURO 35,0619 0.1%
ALTIN 2.514,460,18
BITCOIN 22950047,09%
İstanbul
21°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Gezi Notları: KADİM ŞEHİR DİYARBAKIR
442 okunma

Gezi Notları: KADİM ŞEHİR DİYARBAKIR

19.Kasım.2023 20:30, I Güncelleme:19 Kasım 2023 20:33

Gezi Notları: KADİM ŞEHİR DİYARBAKIR

Yayınlama:19.11.2023 20:30,

Güncelleme:19 Kasım 2023 20:33

Böylesi tarihle iç içe bir kent beklemiyordum. Mardin’de yaşamıştım aynı duyguyu. Kendine özgü bir doku, tarihin üzerinde yaşayan insanlar… Diyarbakır’ı bilen, orada yaşayan arkadaşlarım söylerdi “Diyarbakır doğunun Paris’i” diye. Evet büyük bir şehir, modern yaşamın yansıdığı caddeleri, mekanları var ama ben yine de tarihine vuruldum. Büyükşehir havası yaşadığım yerde de var, aradığım şık mekanlarda salınmak değil, o şehri inşaa eden geçmişi, farklılıkları, ruhu yakalamak.
Bunları ilk kez öğrendim mesela; Çin Seddinden sonra dünyanın en uzun surları Diyarbakır surları imiş. Yine Ergani’de gezdiğimiz höyük ve mağaralar, dünyada yerleşik hayata geçilen, hayvanların evcilleştirildiği ilk yerlerdenmiş. Hatta Diyarbakır Arkeoloji müzesini gezerken öğrendim ve gördüm ki Göbekli Tepe gibi dünya arkeoloji gündemini sallayan, çağının binlerce yıl ötesinde yaşayan Körtik Tepe buradaymış. Ve ilk robot El-Cezeri tarafından burada üretilmiş.
Misal Şanlıurfa’yı bilirdim peygamberler şehri diye oysa Mekke ve Medine’den sonra en çok peygamber ve sahabe buradaymış. Burada bulunan Ulu cami de 5. Harem-i Şerifmiş. Yani Kabe’ye bir şey olması halinde, islam merkezi olması planlanan 4. sıradaki yermiş. Ne güzel bir ülkenin insanıyız aslında…

ERGANİ-ÇAYÖNÜ ÖREN YERİ VE HİLAR MAĞARALARI

Elazığ Gezin’den yolumuza devam ederken Diyarbakır’da ilk durağımız Ergani Çayönü Ören yeri ve Hilar mağaraları oluyor. 6000 metrekarelik bir alana sahip kazı alanı. 9000 yıllık bu yerde M.Ö 9300 ve 6300 yılları arasında, 3000 yıl boyunca ilk yerleşik avcı, toplayıcı insanlar tarafından yaşam alanı olarak kullanılması, dünya çapında da ilgi uyandırmış. Yapılan kazılarda pek çok eser bulunmuş. Sert kayalara oyulmuş kabartma insan figürleri ve taş, kerpiç karışımı evler görülmeye değer. Cilalı taş devrine ait Hilar Mağaraları da buraya çok yakın. 12 bin yıllık mağaralar, göçebe hayattan yerleşik yaşama geçen ilk insanların yaşadığı bir yer. UNESCO Dünya Mirası Listesine dahil edilmesi bekleniyor. Biz uğramadık ama Peygamber Dağı veya Zülküf Dağı olarak da bilinen Makam Dağı da burada yer alıyor.

DAĞKAPI MEYDANI

Kaldığımız Dağkapı meydanı, turistik yerlere olduğu kadar, Diyarbakır lezzetlerini tadacağınız mekanlara da çok yakın. Tatil alışverişi, mola verilecek kafelerle dolu etrafınız. Her saati oldukça hareketli bir yer. Otelimizi buradan seçmekle oldukça akıllılık ettiğimizi bir kez daha anlıyorum.

Park Vadi’de kalıyoruz, rahat, sıcak, konforlu bir yer. Gezilip görülecek yerlerin çoğu burada olduğu için, arabayı otelin otoparkına bırakıp yüreyerek şehri geziyoruz. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde olan Hevsel Bahçelerine giderken alıyoruz arabayı. Buraya 8-10 dakika mesafede. Ve On Gözlü Köprü de burada. İkisini bir arada gezmek mümkün.


19. yüzyıla kadar şehir bu surların dışına hiç taşmamış. Çok kültürlü geçmişin izleriyle dolu her yer. Ve surlar şu anda da hayatın bir parçası. Burada çoğu müze ya da mekan olarak işletilen tarihi taş konaklar, müzeler, kilise ve kafeler var. Magmanın soğuyup katılaşması ile oluşmuş Bazalt taşı, bu yapılarda oldukça yaygın kullanılmış.

ULU CAMİ

Otele yerleşip, biraz dinlendikten sonra, gezmeye çıktık. Ulu Cami çok etkileyiciydi. Anadolu’nun en eski camisi olarak bilinen Ulu cami, Araplar tarafından Ermeni kilisesi Martoma’nın camiye çevrilmesi ile oluşmuş. ilki 1901’de, birkaç kere onarım görmüş. Kabe, Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Aksa, Suriye Şam Emevi Cami’den sonra İslamîn 5. Harem-i Şerifi kabul ediliyormuş.

Caminin bir diğer özelliği de El Cezeri’nin yaptığı güneş saati burada bulunuyormuş. Kare planlı minareden de kiliseden devşirme olduğu anlaşılıyor. Dağ Kapı ile Mardin Kapı arasında yer alan camide hem Selçuklu hem Osmanlı dönemi mimarisinden özellikler görmeniz mümkün. Aynı zamanda, Halifeler Camisi, Şafiler Camisi, Mesudiye Medresesi ve Zinciriye Medresesi gibi pek çok yapıya da ev sahipliği yapıyor.

HASAN PAŞA HANI

Osmanlı dönemi Valilerinden Vezirzade Hasan Paşa tarafından 1573 yılında yaptırılan Hasan paşa Hanı oldukça turistik bir yer. İçeride çay ve kahve içiyoruz. İki katlı, avlulu bir han. ortasında kubbeli bir şadırvanı var. İster çeşit çeşit organik ürünler ile kahvaltıya gelin ister romantik bir akşam yemeğine. Görülmesi gereken bir yer.

 

CAHİT SITKI TARANCI MÜZESİ

“Yaş otuz beş, yolun yarısı eder” diyen, kendisi 46 yaşında ölen Cahit Sıtkı Tarancı, Diyarbakırlıymış. 120 yıllık tarihi olan evi, Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılıp müze haline getirilmiş. Gözlüğü, daktilosu gibi kişisel eşyaları, el yazısı şiirleri, yine bölge insanı olan şairlerin fotoğrafları yer alıyor. Kütüphanesinde tarih ve edebiyat konulu birçok kitap bulunan müze ücretsiz gezile biliyor.

ZİYA GÖKALP MÜZESİ

Sosyolog yazar Ziya Gökalp’in doğduğu evde bir diğer müzemiz. 1956 yılında müzeye dönüştürülmüş, yazara ait eşyalar, kitaplar ve belgeler yer alıyor. Müzekart geçerli ve 17.00’ye kadar açık.

Diyarbakır gezisinde bazı türküler benim için yeniden anlam kazandı. Diyarbakır surlarının dört kapısından biri olan ve Mardin’e açılan kapısının adı Mardin Kapısı halk arasında da tel kapı olarak biliniyormuş. Keçi burcu ile birbirine yakın bu kapı ihtişamı ile pek çok şiire ve türküye konu olmuş. Kafamda “Mardin Kapı şen olur..le le…” türküsünün sözleri ile dolaşıyorum. Beden’e gelince de “Diyarbekir bedende, seni gördüm gidende…” sözleri doluşuyor belleğime. İşte dedim o sözleri yazdıran diyardayım.


Diğer bir kapıda, Rum kapısı olarak bilinen Urfa Kapısı. Artuklu Hükümdarı, Karaaslan Artukoğlu tarafından inşa edilmiş. İki kocaman burcu, taş oyması insan ve hayvan kabartma süsleri ile göz dolduruyor.

DİYARBAKIR ARKEOLOJİ MÜZESİ
Benim en keyif aldığım yerlerin başında geldi Arkeoloji Müzesi. Diyarbakır ve çevresinde yapılan kazılarda elde edilen binlerce esere ev sahipliği yapıyor. Başta kendi binası bile görülmeye değer. İçinde ise tarih öncesi çağlardan, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler, Osmanlı dönemine kadar uzanan zengin bir koleksiyon var.
Diyarbakır Arkeoloji Müzesi kompleksinde Atatürk evi, İslamiyet müzesi ve birkaç yapı daha bulunuyor. Buraya gelin ve damatlar fotoğraf çekimi için akın akın geliyorlar. Biz gezerken 6 tane çiftimiz vardı.

HZ. SÜLEYMAN CAMİSİ

Müzenin hemen altında, Kale Cami, Nasirriye Cami, Meşhed Cami ve Murtaza Paşa camisi isimleriyle de bilinen, Hz. Süleyman Camisi yer almaktadır. Sur ilçesinin en özel yapılarından ve çevresinde 27 türbe ile en çok ziyaret edilenlerinden. 1160 yılında İnanoğulları Beyliği zamanında yapılıp, Kanuni Süleyman tarafından genişletilmiş.

DÖRT AYAKLI MİNARE
Dört Ayaklı Minare, 1500 yılında Akkoyunlu Beyi Kasım Bey tarafından yapılmış ve en önemli özelliği dört sütun üzerine inşa edilen minaresi olması. Rivayete göre dört ayağının altından yedi kere geçenin dileği kabul olurmuş. Tek oluşu ve manzarasının güzelliği ile en çok fotoğraf çekilen noktasıymış Diyarbakır’ın.

MERYEM ANA SÜRYANİ KADİM KİLİSESİ

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi 20 kişilik Süryani cemiyetinin kilisesi. 3. yüzyıldan kalma kilise hala ibadete açık. Diyarbakır’a özgü kesme siyah bazalt taşlarla inşa edilen, Bizans ve Roma döneminden de izler taşıyan kilise, iç mekanı süsleyen dini motifleri, ışıklandırma, dekorasyon ile oldukça büyüleyici ve inanç turizminin vaz geçilmez adreslerinden biri. Burada sokaklar dar, bakımsız, binalar çok eski. Suriçi’nin sanki iki yüzü var. Bu sureti biraz yoksul, bakımsız.

KALE

Diyarbakır Kalesi, iç ve dış kale olarak iki bölümden oluşuyor. Dağ Kapı, Urfa Kapı, Mardin Kapı ve Yeni Kapı olarak dört ana girişi olan, yaklaşık 9000 yıllık ve 5 km uzunluğu olan bir duvar. UNESCO DÜnya Mirası Listesinde yer alan kale, Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun duvarı olduğu söyleniyor. Siyah Bazalt taşlarla inşa edilen kalenin 82 tane burcu var.

HEVSEL BAHÇELERİ

Dicle, coğrafya derslerinde duyduğumdan bu yana bana sıcak gelmiş bir isimdir. Onun kenarında olmak, çağıldayan sesini duymak hissettiğimin ötesinde bir keyifti. Surla ve Dicle arasında, yemyeşil cennet bahçesine benzeyen Hevsel Bahçeleri de UNESCO Dünya Mirası listesine girmiş. Bölgenin en büyük kuş cenneti burada, 180 den fazla kuş türü, susamuru, tilki, sansar, sincap ve kirpinin yanında bir sürü bitki çeşitliliğine de sahip.

ON GÖZLÜ KÖPRÜ

Dicle’nin iki yakasını birbirine bağlayan, Silvan veya Mervani Köprüsü olarak da bilinen On Gözlü Köprü, Mervaniler devrinden kalma. Diyarbakır hükümdarı Nizamüddevle Nasr tarafından yaptırılmış. 1065 yılında yapılan köprü, 178 metre uzunluğunda, 5.6 metre genişliğinde, kesme bazalt taşından 10 gözlü olarak yapılmış.

Buraya sabahın çok erken saatlerinde geldik. Henüz açılıyordu kenarındaki çay bahçeleri. Hevsel Bahçelerinin üzeri, suyun buharlaşması sonucu bulut gibi bir sisle kaplanmıştı. Manzara gizemli ve muhteşemdi.
Ortalık sakin, güneş yeni parlamaya başlamışken, köprünün üzerinde adımlamak, suyu seyretmek güzel deneyimdi. Köprünün üzerine adım attığım anlarda hafif bir davul sesi geldi uzaklardan. Ortalarda bir yerde bir adam yere oturmuş hafif bir tempo ile çalıyordu. Bu bana çok büyüleyici geldi. Oysa davul sesi o sakinlikte normalde gürültü gibi gelirdi. Yine bir çiftimiz fotoğraf çekimi için düğün öncesi uğramıştı köprüye. Onları seyrettik bir süre. Fotoğraf çekmek için harika bir yer gerçekten de.
SÜLÜKLÜ HAN
Üç katlı, her katında 10 odası olan , adını tedavi amaçlı kullanılan sülüklerden alan Sülüklü Han, klasik Osmanlı döneminin örneklerden biridir. Süryani şaraplarını burada tadabilirsiniz.

Diyarbakır’ı gezmek için 3-4 gün ayırmak ve bahar aylarını seçmek akıllıca olur. Biz gidemedik ama arkadaşlarımızın tavsiye ettiği yerlerden biri de Eğil İlçesi idi. Zülkifi ve Elyesa peygamber dahil dokuz peygamberin defnedildiğine inanilan ve baraj gölünde yapılan su sporları tekne turları ile ilgi çeken bir yer. Birçok tarihi yerin sular altında ne yazık ki gömülü kalmış.

Başka bir diyarda, başka bir zamanda geçirilen bir kaç günün ardından, yeni anılarla, ruhumuz dinlenmiş olarak döndük. Başka bir gezide buluşmak üzere şimdilik hoş kalın.

Fatma ÇİÇEK

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r