DOLAR 32,3607 0.17%
EURO 34,4602 -0.71%
ALTIN 2.437,27-0,95
BITCOIN 2069948-5,51%
İstanbul
17°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

GEZİ NOTLARI: İzmir’in Köylerinden; BADEMLER
409 okunma

GEZİ NOTLARI: İzmir’in Köylerinden; BADEMLER

26.Ağustos.2023 12:27, I Güncelleme:26 Ağustos 2023 12:29

GEZİ NOTLARI: İzmir’in Köylerinden; BADEMLER

Yayınlama:26.08.2023 12:27,

Güncelleme:26 Ağustos 2023 12:29

Urla’ya bağlı bir köy burası. Düşünsenize tiyatrosu, kütüphanesi, oyuncak müzesi olan bir köy. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi adıyla ilk kooperatif burada kurulmuş. Düşünebildiniz mi? Ben çok zorlandım ve hayran oldum. Gözlerimle görmem gerek dedim ve hazır İzmir’deyken Urla’ya oradan da 10 km ötedeki Bademler Köyüne geçtim.

İzmir’e 40 km mesafedeki köye, Seferihisar’a gider gibi devam ederken, Bademler Köyü tabelasından sağa girdik ve tekrar sağ yapınca; köy meydana vardık. Kahvenin bitişiğindeki lokantanın yanına arabamızı park edip kahveye yöneldik. Çoğunluğu orada yaşayanlar olan bir kalabalık vardı. Okey oynayanlar, gazete ve kitap okuyanlar, çay içip sohbet edenlerle cıvıl cıvıldı. İçeride bir masaya geçip sade kahvelerimizi söyledik. Biraz soluklanıp, biraz da bilgi almaktı niyetimiz. Kahvenin sahibi olduğunu düşündüğüm birisi bizimle ilgilendi. On yıl öncesine kadar üç dönem muhtarlık yapmış Mehmet Uysal bize güzel sohbeti ile eşlik etti.

Kendi çocukluğu, gençliği ve muhtarlığı dönemindeki sosyal hayatı, gelenek ve görenekleri anlattı.

Burası tahtacılıkla geçimini sağlayan Yörüklerin, yerleşik yaşama geçerken kurduğu bir köy ve adını etrafındaki badem ağaçlarından almış. Bir Alevi-Tahtacı, Türkmen köyü, laik yönetim ve yaşam biçimini hayata geçirmiş, kültürle bağlarını kesmemiş, kadınların oldukça hak sahibi olduğu bir yer.

BADEMLER HALK KÜTÜPHANESİ

Beyaz evleri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2012’de en temiz köy seçilmiş ama burayı en ilginç kılan şeylerden biri okur yazarlık oranının %99 olduğu köyde bir kütüphanenin bulunması. Kütüphanede 3000’e yakın kitap olduğu söylendi. Köyde ilkokul ve ortaokul var. Lise ve üniversiteye gitme oranı da oldukça yüksek.

Yıkanan sokaklar, ayrıştırılan çöpler ile çevre bilinci gelişmiş insanlar yaşıyor. Hayvanlara da sahip çıkıyorlar. Gördüğüm köpeklerden biri uyuzdu, fark edince ilaç vermek istedim. Ama her zaman yaptığım gibi orada yaşayanlardan bilgi almadan buna kalkışmadım. Lokantada oturan hanımlara köpeklerle ilgilenen biri var mı diye sordum. Aslı Hanım ilgileniyormuş, hasta olana düzenli ilaç veriyormuş. Böylece hayvan fazla doz almaktan kurtuldu, ben de kendilerine çok teşekkür ettim.

Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülü alan, Necati Cumalı’nın eseri, Metin Erksan uyarlaması “Susuz Yaz” filmi de burada çekilmiş. Dokuz yaşındaydım diyor eski muhtar Mehmet Bey “Burada yaşayanlar da rol aldı filmin figürasyonunda.”

BADEMLER KÖY TİYATROSU

Oyunculuk demişken, Türkiye’nin ilk ve tek köy tiyatrosunun kuruluş hikayesini aktarayım size. Yedek Subay Mustafa Anarat buraya öğretmen olarak tayin ediliyor, 1925 yılında. Mustafa öğretmen köy halkına oyunlar oynatıyor, müsamerelerde onlara rol veriyor, bunu da köy meydanında sergiliyorlar. Köy halkı farkına varmadan tiyatro kültürüne alışıyor ve seviyor. 1930’lardan sonra köy meydanına sahne kurarak 1969 yılına kadar oyunlar sergilemeye devam ediyorlar. 1947’den sonra kadınlar da oyunlarda yer alıyor. 1969’da köy halkı imece usulü şimdiki tiyatro binasını inşa ediyor. Yıldız Kenter 15 bin liralık bir çek vererek binanın yapımına destek çıkıyor. 1966 yapımı “Pembe Kadın” filminin çekimleri sırasında tanışıyor köyle Yıldız Kenter.
Tiyatro binasının girişi bugüne kadar sahnelenen oyunların fotoğrafları, afişleri ve aldıkları ödüllerle dolu. 150 kişilik salon, arkada kulisleri ile gerçek bir tiyatro salonu ki daha İzmir’de tiyatro yokken orada varmış. Her yıl 27 Martta mutlaka bir oyun çıkarıyorlar. Onun dışında gruplardan özel istek gelirse perdelerini açıyorlar. Yine davet üzerine turneye çıkıyorlar. Diyarbakır’a dahi gittiklerini söylediler. Ayrıca burada Suna Kan’da bir konser vermiş. Sadece köy halkına verilecek konsere İzmir çevresinden o kadar çok katılım olmuş ki sahneye dahi seyirci oturtmak zorunda kalmışlar. Suna Kan’ın çok mutlu ayrıldığını ekliyor Mehmet Bey.
Yukarıda söz ettiğim gibi; Yıldız Kenter, Sema Özcan ve Ekrem Bora’nın rol aldığı Pembe Kadın filminin çekimleri de burada yapılmış. Bir ay boyunca oyuncular köyde kalmış. Kiraladıkları konakta köy halkının içinde yaşamışşar.

Bademler’e katkıda bulunan Dormen Tiyatrosu ve Kenterler sahne aldıkları zaman, köye her seferinde 25-30 davetiye gönderir, ulaşım için de otobüs temin ederlermiş.

Seneye Urla’nın düzenlediği Tiyatro Festivali köylerinde yapılacakmış. Tüm bunlarla Bademler Köyü Kültür Sanat Derneği ilgileniyor. İnternette sayfaları var oradan takip edebilirsiniz. Tiyatro salonu kapalıydı ama görevli İbrahim Bey bizim için açtı ve içini gezdirdi.

MUSA BARAN ÇOCUK OYUNLARI MÜZESİ

Yine hiç bir köyde olmayan bir müzeye sahipler. Arkeolog Musa Baran, 1990 yılında aile büyüklerinin ölümünden sonra, evini müzeye çevirir. Köy hayatının ev araç gereçleri ve kıyafetleri de sergilendiği için, etnografik bir özellikte taşıyor müze. Kendi oynadığı oyunlar ve oyuncaklar, bunların anlatımlarının olduğu panolar ve Musa Bey’in kitaplığı müze de yer alıyormuş fakat müze daha büyük bir yapıya taşınacağı için kapalıydı. Müze yeni kurulacak etnografya müzesinin içine taşınacak.1971 de basılıp, 1989 a kadar kullanılan 50 kuruşluk madeni paraların üstünde “Anadolu Gelin Başlığı” vardır. Bu Sabiha Tansuğ’un koleksiyonundan alınmış bir başlıktır. Çok büyük bir “Türkmen başlıkları” koleksiyonuna sahip Sabiha Hanım bunu Bademler Köyü’ne bağışlamak istemektedir. İşte biraz da bu yüzden yeni bir müze binası yaptırılıyor. Açılışı 29 Ekim olarak tasarlanmış.
Sabiha Tansuğ’un şu sözleri, Bademler’in Ege uygarlığı konusundaki önemini ortaya koyar niteliktedir.

“Bademler Ege uygarlıklarının izini süren köylerimizden biridir. Kadın erkek eşitliği, doğruluk, çalışkanlık, temizlik örnekleri görmek isterseniz bu köye uğrayın.”

Bizim köyün oyuncak müzesi diyor Mehmet Bey, Sunay Akın’ın müzesinden eskidir. Şöyle bir anı aktarıyor:” Musa Baran’ın torunu İstanbul’da Sunay Akın’ın Oyuncak Müzesi’ni gezer. Sunay Bey’e der ki, benim dedemin de müzesi var. Kim senin deden der Sunay Akın. Musa Baran cevabını alınca , o bizim pirimiz der.”

BADEMLER KÖYÜ ÜRETİCİ PAZARI

Köy meydanına geldiğinizde sola dönerseniz kahve, lokanta, kütüphane ve tiyatronun olduğu yerleri gezersiniz. Sağa dönüp, evlerin yer aldığı sokaklarda yürümeye devam ederseniz, pazarın kurulduğu yere varırsınız. Burada zeytin ve bostan ürünlerinin yanı sıra evler de pişirilen gözlemeler ve sarmalar da satılırmış. Ne yazık ki biz göremedik, pazar günleri kurulduğu için. Ama yine de bir kaç yerde ürününü satan köylü kadınlar vardı. Taze, daha sabah toplanmış fasulye, börülce ve bamya aldım, dolaba da atarım diye fazla aldım hatta. Merkeze göre daha uygundu fiyatlar.

Kapı önlerinde oturan, avlu da salça yapan kadınlarla sohbet ederken öğrendiklerimizden biri de buraya has bir tat olan
“Godalak Ekmeği”. Artık pek yapan yokmuş. Pazarda arada bir yapana denk gelirseniz tadına bakarsınız dediler. Godalak ekmeği, zamanında, tarlaya giden kadınların çocuklarını doyurmak için yaptıkları pratik bir yemek aslında. Hamburger büyüklüğündeki hamurun içine yıkanmış yumurta kabuğu ile konuyor ve fırına veriliyormuş. Ekmek pişerken yumurta da pişiyor ve çocuklar bunu yediğinde daha tok tutuyormuş. Yurdum kadınının yaratıcı zekasına bir kez daha hayran oldum.

Mehmet Bey kendi muhtarlığı dönemlerinde, yaklaşık bundan on yıl önce, Hıdırellez kutlamalarının bir hafta sürdüğünü anlatıyor bize. Avlusunu, bahçesini en güzel düzenleyenler arasında yarışma yapılırmış. Bir de yemek yarışması. Aralarında oluşturdukları jüri bir hafta boyunca bunları değerlendirir, Hıdırellez günü, tiyatro binası bahçesinde yapılan müzikli şölende ödüller sahibini bulurmuş. Bahçe yarışında çeyrek altın, yemek yarışında tencere takımı armağan edilirmiş.

Pandemi bu etkinlikleri baltalamış. şimdilerde sadece bir gün yapılan etkinliklere dönüşmüş.

“Biz çocukken” diyor Mehmet Bey: “Buralarda tütün çok olurdu, tüm işler bitirilince köy halkı hep birlikte Azmak Koyu’na denize giderdik. 19 ağustosta işler ancak biterdi. Bu bir süre sonra gelenek halini aldı biz uzun yıllar 19 Ağustos’u deniz bayramı olarak kutladık. Yemekler pişirilir, yarışmalar yapılırdı. Atla, eşekle, at arabası ve yaya giderdik hep birlikte. Şimdiler de ulaşım kolay, istediği zaman herkes gidebildiği için bu da unutulan gelenekler arasına girdi.”

Bademler köyüne İzmir’den otobüsler kalkıyor. Özel aracınız yoksa bunları da tercih edebilirsiniz. Eğer özel araç ile gelirseniz sizlere bir önerim olacak. Hemen köye varmadan sakin ve denizi çok güzel olan Azmak Koyu var. Ya sabah erken köyü gezer dönüşte orada denize girerek günü tamamlarsınız ya da önce denize girer sonra köyü gezebilirsiniz. Plaj ücretsiz, yan tarafında tesis var bir şeyler yiyip içebileceğiniz. Otopark da mevcut.

Yok deniz istemiyorum derseniz o zaman Sığacık ve Urla Sanat Sokağı ile kombinleyerek bir rota oluşturup, tamamen kültür gezisi şeklinde de yapabilirsiniz. Her şekilde köy bir gününüzü almayacağı için dolu dolu bir program yapma şansınız var.

Haftaya yeni bir yerde buluşmak için takipte kalın, birlikte gezelim. İzmir köylerine devam mı yoksa biraz başka taraflara mı kaçarız, sürpriz olsun. Görüşmek üzere.

GEZİ NOTLARI: İzmir’in Köylerinden; BADEMLER

Urla’ya bağlı bir köy burası. Düşünsenize tiyatrosu, kütüphanesi, oyuncak müzesi olan bir köy. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi adıyla ilk kooperatif burada kurulmuş. Düşünebildiniz mi? Ben çok zorlandım ve hayran oldum. Gözlerimle görmem gerek dedim ve hazır İzmir’deyken Urla’ya oradan da 10 km ötedeki Bademler Köyüne geçtim.

İzmir’e 40 km mesafedeki köye, Seferihisar’a gider gibi devam ederken, Bademler Köyü tabelasından sağa girdik ve tekrar sağ yapınca; köy meydana vardık. Kahvenin bitişiğindeki lokantanın yanına arabamızı park edip kahveye yöneldik. Çoğunluğu orada yaşayanlar olan bir kalabalık vardı. Okey oynayanlar, gazete ve kitap okuyanlar, çay içip sohbet edenlerle cıvıl cıvıldı. İçeride bir masaya geçip sade kahvelerimizi söyledik. Biraz soluklanıp, biraz da bilgi almaktı niyetimiz. Kahvenin sahibi olduğunu düşündüğüm birisi bizimle ilgilendi. On yıl öncesine kadar üç dönem muhtarlık yapmış Mehmet Uysal bize güzel sohbeti ile eşlik etti.

Kendi çocukluğu, gençliği ve muhtarlığı dönemindeki sosyal hayatı, gelenek ve görenekleri anlattı.

Burası tahtacılıkla geçimini sağlayan Yörüklerin, yerleşik yaşama geçerken kurduğu bir köy ve adını etrafındaki badem ağaçlarından almış. Bir Alevi-Tahtacı, Türkmen köyü, laik yönetim ve yaşam biçimini hayata geçirmiş, kültürle bağlarını kesmemiş, kadınların oldukça hak sahibi olduğu bir yer.

BADEMLER HALK KÜTÜPHANESİ

Beyaz evleri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2012’de en temiz köy seçilmiş ama burayı en ilginç kılan şeylerden biri okur yazarlık oranının %99 olduğu köyde bir kütüphanenin bulunması. Kütüphanede 3000’e yakın kitap olduğu söylendi. Köyde ilkokul ve ortaokul var. Lise ve üniversiteye gitme oranı da oldukça yüksek.

Yıkanan sokaklar, ayrıştırılan çöpler ile çevre bilinci gelişmiş insanlar yaşıyor. Hayvanlara da sahip çıkıyorlar. Gördüğüm köpeklerden biri uyuzdu, fark edince ilaç vermek istedim. Ama her zaman yaptığım gibi orada yaşayanlardan bilgi almadan buna kalkışmadım. Lokantada oturan hanımlara köpeklerle ilgilenen biri var mı diye sordum. Aslı Hanım ilgileniyormuş, hasta olana düzenli ilaç veriyormuş. Böylece hayvan fazla doz almaktan kurtuldu, ben de kendilerine çok teşekkür ettim.

Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülü alan, Necati Cumalı’nın eseri, Metin Erksan uyarlaması “Susuz Yaz” filmi de burada çekilmiş. Dokuz yaşındaydım diyor eski muhtar Mehmet Bey “Burada yaşayanlar da rol aldı filmin figürasyonunda.”

BADEMLER KÖY TİYATROSU

Oyunculuk demişken, Türkiye’nin ilk ve tek köy tiyatrosunun kuruluş hikayesini aktarayım size. Yedek Subay Mustafa Anarat buraya öğretmen olarak tayin ediliyor, 1925 yılında. Mustafa öğretmen köy halkına oyunlar oynatıyor, müsamerelerde onlara rol veriyor, bunu da köy meydanında sergiliyorlar. Köy halkı farkına varmadan tiyatro kültürüne alışıyor ve seviyor. 1930’lardan sonra köy meydanına sahne kurarak 1969 yılına kadar oyunlar sergilemeye devam ediyorlar. 1947’den sonra kadınlar da oyunlarda yer alıyor. 1969’da köy halkı imece usulü şimdiki tiyatro binasını inşa ediyor. Yıldız Kenter 15 bin liralık bir çek vererek binanın yapımına destek çıkıyor. 1966 yapımı “Pembe Kadın” filminin çekimleri sırasında tanışıyor köyle Yıldız Kenter.


Tiyatro binasının girişi bugüne kadar sahnelenen oyunların fotoğrafları, afişleri ve aldıkları ödüllerle dolu. 150 kişilik salon, arkada kulisleri ile gerçek bir tiyatro salonu ki daha İzmir’de tiyatro yokken orada varmış. Her yıl 27 Martta mutlaka bir oyun çıkarıyorlar. Onun dışında gruplardan özel istek gelirse perdelerini açıyorlar. Yine davet üzerine turneye çıkıyorlar. Diyarbakır’a dahi gittiklerini söylediler. Ayrıca burada Suna Kan’da bir konser vermiş. Sadece köy halkına verilecek konsere İzmir çevresinden o kadar çok katılım olmuş ki sahneye dahi seyirci oturtmak zorunda kalmışlar. Suna Kan’ın çok mutlu ayrıldığını ekliyor Mehmet Bey.
Yukarıda söz ettiğim gibi; Yıldız Kenter, Sema Özcan ve Ekrem Bora’nın rol aldığı Pembe Kadın filminin çekimleri de burada yapılmış. Bir ay boyunca oyuncular köyde kalmış. Kiraladıkları konakta köy halkının içinde yaşamışşar.

Bademler’e katkıda bulunan Dormen Tiyatrosu ve Kenterler sahne aldıkları zaman, köye her seferinde 25-30 davetiye gönderir, ulaşım için de otobüs temin ederlermiş.

Seneye Urla’nın düzenlediği Tiyatro Festivali köylerinde yapılacakmış. Tüm bunlarla Bademler Köyü Kültür Sanat Derneği ilgileniyor. İnternette sayfaları var oradan takip edebilirsiniz. Tiyatro salonu kapalıydı ama görevli İbrahim Bey bizim için açtı ve içini gezdirdi.

MUSA BARAN ÇOCUK OYUNLARI MÜZESİ

Yine hiç bir köyde olmayan bir müzeye sahipler. Arkeolog Musa Baran, 1990 yılında aile büyüklerinin ölümünden sonra, evini müzeye çevirir. Köy hayatının ev araç gereçleri ve kıyafetleri de sergilendiği için, etnografik bir özellikte taşıyor müze. Kendi oynadığı oyunlar ve oyuncaklar, bunların anlatımlarının olduğu panolar ve Musa Bey’in kitaplığı müze de yer alıyormuş fakat müze daha büyük bir yapıya taşınacağı için kapalıydı. Müze yeni kurulacak etnografya müzesinin içine taşınacak.1971 de basılıp, 1989 a kadar kullanılan 50 kuruşluk madeni paraların üstünde “Anadolu Gelin Başlığı” vardır. Bu Sabiha Tansuğ’un koleksiyonundan alınmış bir başlıktır. Çok büyük bir “Türkmen başlıkları” koleksiyonuna sahip Sabiha Hanım bunu Bademler Köyü’ne bağışlamak istemektedir. İşte biraz da bu yüzden yeni bir müze binası yaptırılıyor. Açılışı 29 Ekim olarak tasarlanmış.
Sabiha Tansuğ’un şu sözleri, Bademler’in Ege uygarlığı konusundaki önemini ortaya koyar niteliktedir.

“Bademler Ege uygarlıklarının izini süren köylerimizden biridir. Kadın erkek eşitliği, doğruluk, çalışkanlık, temizlik örnekleri görmek isterseniz bu köye uğrayın.”

Bizim köyün oyuncak müzesi diyor Mehmet Bey, Sunay Akın’ın müzesinden eskidir. Şöyle bir anı aktarıyor:” Musa Baran’ın torunu İstanbul’da Sunay Akın’ın Oyuncak Müzesi’ni gezer. Sunay Bey’e der ki, benim dedemin de müzesi var. Kim senin deden der Sunay Akın. Musa Baran cevabını alınca , o bizim pirimiz der.”

BADEMLER KÖYÜ ÜRETİCİ PAZARI

Köy meydanına geldiğinizde sola dönerseniz kahve, lokanta, kütüphane ve tiyatronun olduğu yerleri gezersiniz. Sağa dönüp, evlerin yer aldığı sokaklarda yürümeye devam ederseniz, pazarın kurulduğu yere varırsınız. Burada zeytin ve bostan ürünlerinin yanı sıra evler de pişirilen gözlemeler ve sarmalar da satılırmış. Ne yazık ki biz göremedik, pazar günleri kurulduğu için. Ama yine de bir kaç yerde ürününü satan köylü kadınlar vardı. Taze, daha sabah toplanmış fasulye, börülce ve bamya aldım, dolaba da atarım diye fazla aldım hatta. Merkeze göre daha uygundu fiyatlar.

Kapı önlerinde oturan, avlu da salça yapan kadınlarla sohbet ederken öğrendiklerimizden biri de buraya has bir tat olan
“Godalak Ekmeği”. Artık pek yapan yokmuş. Pazarda arada bir yapana denk gelirseniz tadına bakarsınız dediler. Godalak ekmeği, zamanında, tarlaya giden kadınların çocuklarını doyurmak için yaptıkları pratik bir yemek aslında. Hamburger büyüklüğündeki hamurun içine yıkanmış yumurta kabuğu ile konuyor ve fırına veriliyormuş. Ekmek pişerken yumurta da pişiyor ve çocuklar bunu yediğinde daha tok tutuyormuş. Yurdum kadınının yaratıcı zekasına bir kez daha hayran oldum.

Mehmet Bey kendi muhtarlığı dönemlerinde, yaklaşık bundan on yıl önce, Hıdırellez kutlamalarının bir hafta sürdüğünü anlatıyor bize. Avlusunu, bahçesini en güzel düzenleyenler arasında yarışma yapılırmış. Bir de yemek yarışması. Aralarında oluşturdukları jüri bir hafta boyunca bunları değerlendirir, Hıdırellez günü, tiyatro binası bahçesinde yapılan müzikli şölende ödüller sahibini bulurmuş. Bahçe yarışında çeyrek altın, yemek yarışında tencere takımı armağan edilirmiş.

Pandemi bu etkinlikleri baltalamış. şimdilerde sadece bir gün yapılan etkinliklere dönüşmüş.

“Biz çocukken” diyor Mehmet Bey: “Buralarda tütün çok olurdu, tüm işler bitirilince köy halkı hep birlikte Azmak Koyu’na denize giderdik. 19 ağustosta işler ancak biterdi. Bu bir süre sonra gelenek halini aldı biz uzun yıllar 19 Ağustos’u deniz bayramı olarak kutladık. Yemekler pişirilir, yarışmalar yapılırdı. Atla, eşekle, at arabası ve yaya giderdik hep birlikte. Şimdiler de ulaşım kolay, istediği zaman herkes gidebildiği için bu da unutulan gelenekler arasına girdi.”

Bademler köyüne İzmir’den otobüsler kalkıyor. Özel aracınız yoksa bunları da tercih edebilirsiniz. Eğer özel araç ile gelirseniz sizlere bir önerim olacak. Hemen köye varmadan sakin ve denizi çok güzel olan Azmak Koyu var. Ya sabah erken köyü gezer dönüşte orada denize girerek günü tamamlarsınız ya da önce denize girer sonra köyü gezebilirsiniz. Plaj ücretsiz, yan tarafında tesis var bir şeyler yiyip içebileceğiniz. Otopark da mevcut.

Yok deniz istemiyorum derseniz o zaman Sığacık ve Urla Sanat Sokağı ile kombinleyerek bir rota oluşturup, tamamen kültür gezisi şeklinde de yapabilirsiniz. Her şekilde köy bir gününüzü almayacağı için dolu dolu bir program yapma şansınız var.

Haftaya yeni bir yerde buluşmak için takipte kalın, birlikte gezelim. İzmir köylerine devam mı yoksa biraz başka taraflara mı kaçarız, sürpriz olsun. Görüşmek üzere.

Fatma ÇİÇEK

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (1)


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r